Archive for Ekim, 2010


cumhuriyet

 

20 Nisan 1994  Ahmet Taner Kışlalı Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı yazı

“ Yıllardır rozet takmazdım.

Ortaokulda Fenerbahçe rozeti taşıdığımı anımsıyorum.Kabataş Lisesi ve SBF’de öğrenci iken de eğitimimi yaptığım bu saygın kurumların rozetini taşımıştım.

Ama öğrencilik yaşamımın sona ermesinden bu yana , yakam hep boş kaldı.

Halen taşıma hakkına sahip bulunduğum TBMM üyesi rozetini satın bile almadım. Üyesi olmakla her zaman onur duyduğum Atatürk’ün kurduğu partinin rozetini takmak gereğini de duymazdım.

Şimdi ise yakamda Atatürk rozeti var.

Taşımak gereği duymayıncaya kadar taşıyacağım.

Tıpkı evimin salonundaki Atatürk fotoğrafı gibi…”

Atatürk’ün rozetini, fotoğraflarını , posterlerini taşımak zorunda olduğumuz Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Doğumgünü Pastam

Mutfakta zaman geçirmek benim için bir çeşit terapi. Ama bu zamanı geçirebilmek için de elde tarif olması lazım,mutfağa girmeden önce beğendiğim sitelerde gezerek çeşitli tarifleri küçük kağıtlara not alıyorum. Sonra doğru mutfağa. Bu seferki deneyim kendi doğumgünü pastamı yapmak olacaktı. Sonra alman pastası kek tarifi ile http://yemektarifipisir.com/sitesinden acıbademli tiramisu kreması ve de http://www.hamaratabla.com/makale/1381,truff.htm sitesinde de truff la pastayı yaptım. Epey karma bir pasta oldu.

  • 1 paket hazır kakaolu pasta tabanı
  • 1 paket süt kreması
  • 1 paket bitter çikolata ( ben fıstıklı kullandım)
  • Bulamak için kakao

Önce truff’ları hazırlayarak işe başladım. Tarifteki gibi hazır kakaolu pasta tabanını mutfak robotundan geçirerek un haline getirdim .Daha sonra kremayı ısıtıp fıstıklı bitter çikolatayı içine atarak erittim. Bu çikolatalı karışımı un haline getirdiğim kekin içine boşalttım. Daha sonrasında buzdolabında bekleterek kıvam almasını sağladım. ( tariften hiç şaşmadım)

Ancak geçen gün ilk truff denememde kıvamı tutturamayınca kek kalıbına koyarak buzluğa atmıştım. O da ayrı bir lezzet oldu. Sanki alaska frigo gibiydi. Neyse biz dönelim pastaya 🙂

2 yumurta

1,5 çay bardağı şeker

3 çay bardağı bardağı un

1 çay bardağı erimiş margarin

1çay bardağı yoğurt

1 pk.kabartma tozu ( asıl tarif ½ diyor ama ben tam paket kullandım)

Şeker ve yumurtalar mikser yardımı ile çırpılır. Daha sonra diğer malzemeler de konularak

Akışkan bir kıvam alıncaya kadar karıştırılır. Ben kek hamurunun içine biraz tarçın ekliyorum

Sanki kokusu daha güzel oluyor. Sonra önceden ısıtılmış fırında 50 dakika kadar pişiriyoruz.

Kek piştikten sonra soğumaya bırakıyoruz. Daha sonra http://yemektarifipisir.com/ sitesinden bulmuş olduğum kremayı hazırlıyoruz.

3 yemek kaşığı un

3 yemek kaşığı şeker

1 yumurta

2 su bardağı süt

Labne ( tarifte labne deniyor ama ben süzme yoğurt kullandım)

1 paket şekerli vanilin

Ben pastanın üst katına da krema sürmek istediğim için bu tarifteki ölçülerin 2 katını uyguladım.

Malzemenin hepsini tencereye koyduktan sonra çırpıcı ile homojen hale getirip ocağa koydum. Sürekli ve hızlı karıştırarak koyulaşmasını izledim. Ocaktan aldıktan sonra süzme yoğurdu koyarak mikser ile dağıttım. Keki ortadan ikiye böldükten sonra süt ve nescafe ile ıslattım (taze ve yumuşaktı ama ben lezzet olsun diye yaptım)  Kremanın yarısını kekin üzerine boşalttıktan sonra eşit olarak sürmeye çalıştım.Kremanın üzerine muz dilimleri koyduktan sonra kekin diğer yarısını da koydum. Nescafe ve süt ikilisini 2.kat kekin üzerine biraz gezdirdim. Sonra bir sıra muz dizdikten sonra geri kalan kremayı da pastanın üzerine koydum. Önceden hazırlmış olduğum truffları da pasta üzerine dizdim. Pastamız hazırdır, umarım lezzetli de olmuştur.

taşınmak

Zordur asker eşi olmak. Bu zorluklardan biri de taşınmaktır. Kısa sürelerde eviniz değişir , çevreniz değişir , komşularınız ve hatta dostluklarınız bile değişir. Hatıralarınız kolilerin içinde o evden bu eve taşınır , çoğu zaman yeni anlamlar kazanırlar. Bu taşınma sırasında da en çok evin en küçüğü etkilenir. İlk taşındığımızda badem şekeri 4 yaşına yeni girmişti. Eşyalar toparlanıyordu, o anlam vermeye çalışıyordu. Dilimiz döndüğünce , anlayabileceğini düşündüğümüz haliyle durumu anlatmaya çalıştık ama minik dünyasında kendince büyük korkuları vardı. Oyuncakları ne olacaktı? Yatağı ? Ya arkadaşları? Onun da bir kolisi oldu oyuncaklarını doldurduğu , korkularını, heyecanlarını yerleştirdiği. Onun için de zor oldu ilk taşınma.

Sonrasında alıştık galiba taşınmalara. Hatta artık o kadar tecrübe kazandık ki 1 günde evi toplayabiliyoruz. Eşyaları efektif kullanmayı bile öğrendik bu taşınmalar esnasında.Bir dolap yaptırmıştık ilk evimizde,banyoda yeterli dolap yok diye. Her yeni evde o dolap bir mutfağa yerleşti, bir koridorda kaldı hatta bir evimizde ayakkabılık bile oldu. Bazı taşınmalar esnasında birkaç eşyayı eski evde bıraktık , cezalılar gibi. Taşınmanın en sevdiğim tarafı da genel temizlik . Hem gereksiz eşyalardan da kurtuluyoruz. Gerçi bir taşınma esnasında rondomuzu diğerinde de tencere kapağımızı kaybettik , ama o kadar da olur dedik aldırmadık.                 En son taşınmamız geçen hafta oldu. Ama hiç bu kadar haince ve işi bilmeden yapan bir firma ile taşınmamıştık. Neredeyse zarar görmemiş hiçbir eşyamız kalmadı. Eşyaların dışında evdeki ufak tefek aksilikler de beni delirtti. En son tesisatçıyı biraz fazla sıkıştırmışım ki adamcağız çıkarken eşime “ abi Allah sana kolaylık versin “ dedi. Ama benim anlamadığım neden herkes işini düzgün yapmaz ? Neden baştan savma iş yapılır ve neden beğenmediğinde suç bir de beğenmeyen tarafta olur? Bu iş hep mi böyledir ?       

            Bu arada taşınalı 2 hafta oldu. Dolaplar gelmedi , mutfak lavabosu hala akıyor , taşıyıcı firma desen kendi aleminde .