Çocukluğumda masalları “uykudan önce” programıyla Adile Naşit’ten dinlerdik. Hiç bana masal okunduğunu hatırlamıyorum . Okuma yazma öğrenmemle birlikte kendi masallarımı kendim okudum . Okumayı hep çok sevdim ama asla kendimce bir şeyler yazayım diye hiç düşünmedim , düşünemedim. Yazan bir grup vardı nasıl olsa , onlar yazar ben okurum diye düşündüm herhalde…        

Bebekliğinde kızımı uyuturken de ona hep masallar okudum , onun ne kadar etkilendiğini fark etmeden hem de. Konuşmaya başladığında kurtla karşılaşmamak için kırmızı şapka takmak istemedi , bazı masalları sorgulamaya başladı . Ne kadar saçma , keşke bu şekilde olmasaydı vb. tepkiler vermeye başladı. Bu yüzden “ kibritçi kız “ ı hiç okuyamadık. Herhangi bir kitapçıya gittiğimizde kitapların başından ayıramıyorduk. Gerçi hala öyle . Birkaç kitabı toplayıp kapaklarını düzenlemeye çalışıyordu , renklerini beğendiklerini ayrı koyuyordu . Adeta kitap reyonunu yeniden düzenliyordu .  

Okul çağı gelip de okuma yazma öğrendiğinde bu durum birkaç değişiklik göstererek

devam etti .  Şimdilerde ise kendi masallarını kendisi yazmaya başladı. Resimler çizerek de yazdıklarını pekiştirdi. Şimdi küçük hikayeleri var. Kendi dünyasında…