Category: Babam


Babamın Ardından

Babamın ardından

Hani sen gittin ya sessizce

Ben öylece bakakaldım ardından ,

Başında bekledim ne yapacağımı bilemeden

Yüreğimde bir yumruk , boğazımda bir düğüm oldu.

Bana öğrettiğin gibi sağlam , dimdik ayaktaydım .

Kendimi tuttum ağlamadım , ağlayamadım.

Sen yerine yerleşene kadar …

                                               Banu KERSE

9 Kasım

9 Kasım 1968 hikayenin başlangıç tarihi. Ben bu tarihi hatırlamıyorum.

Ama tam 41 yıl sonra 9 Kasım 2009 tarihini net hatırlıyorum.

Babam mide kanseri teşhisi ile 6 Kasım 2009 yılında ameliyat oldu . Ameliyattan çıkması uzun sürdü , gerçi bu iyiye işaretmiş koridorda beklerken öğrendim. Ameliyat başarılıydı ama bir çok şey için geç kalınmıştı. Doktorlar pek umutlu konuşmamıştı ama ben biliyordum babam kuvvetliydi ve kalkardı ayağa.

Sonrasında yoğun bakıma alındı , ertesi gün odaya geldi. Güçlü babam 2 günde kendine geldi ve bana 9 kasım için hastaneye pasta ve çiçek siparişi verdi. Kutlayacak bir evlilik yıldönümümüz vardı. Ailecek kutladığımız son kare oldu o fotoğraf.

            Evet baba bugün 9 Kasım. Pasta ve çiçekler sipariş ettiğin gibi adrese gönderildi. Gözün arkada kalmasın.

“Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun.”

MUĞLA SİMİDİ

MUĞLA SİMİDİ

Muğla’yla tanışmam ilk okul yıllarıma rastlar. Babamın gençliği dedemin mesleği nedeniyle Muğla’da – Marmaris’te geçmiş. O nedenle sanki baba memleketi gibi benim için. O zamanlar Marmaris’e tatile giderken Muğla’da babamın çocukluğunda önemli yeri olan komşu teyzeye uğramadan tatile başlayamazdık. Gerçi ben bu ziyaretleri pek sevmezdim , çocukluk işte. Komşu teyze tam bir ege kadınıydı . Konuşması , şivesi çok ilginç gelirdi bana.

 Yedirmeden içirmeden yolumuza devam etmemize izin vermezdi. İşte ben Muğla simidini ondan öğrendim.

            Bu hikayenin üzerinden belki 20 yıl geçti . Artık komşu teyze de babam da yok… Ama bazı alışkanlıklar hiç değişmedi.Biz hala tatillerimizi Marmaris’te geçiriyoruz ve  Muğla’ya  uğrayıp “Muğla simidi” almadan yola devam edemiyoruz.

Durup Dururken

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,

Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,

 Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,

 Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,

 Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,

 Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,

Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,

 Durup dururken kafamda bir güneşli duman,

 Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,

Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne…

 NAZIM HİKMET

            Nazım Hikmet’i ben babamdan sevdim. Babamdan öğrenmişim ben hayata bakışımdaki çoğu ayrıntıyı hem de farkında olmadan , hem de durup dururken.

          Uzun soluklu olması dileklerimle hepinize MERHABA…

Not : Bu blogu acmamda bana tam destek olan cocukluk arkadasım Handem’e tesekkurler.